Asayiş Bürosu Neye Bakar? Bir Kayseri Hikâyesi
Kayseri’nin o eski mahallelerinden birinde, akşamları dışarıda olmanın verdiği o özgür hisle dolaşırken, birden polis arabalarının sesi kulağımda yankılandı. O an, derin bir nefes alıp sakinleşmeye çalıştım. Kayseri’nin sokakları her zaman sakin olur, ama bazen ne olduğunu anlamadan, ani bir gerginlik havası yayılabilir. Merak ettim, “Asayiş bürosu neye bakar?” diye içimden. Gecenin bu karanlık saatinde, acaba bir şey mi olmuştu? Bir olay mı vardı? Bütün bunlar kafamda dönerken, gözlerim de bir yandan çevremi tarıyordu.
O Gecenin Başlangıcı: Bir Yokuşun Tepesindeki Şüphe
Kayseri’de bir akşam geç saatte yürüyordum. Gündüzleri işlerimi yapıp, akşamları bazen sadece düşüncelerime dalarak yürüyüş yapmayı seviyorum. O akşam da her zamanki gibi, tek başıma yürüyordum. Havanın serinliği, kalbimi rahatlatırken, bir yokuşu tırmanırken bir şey fark ettim. Yokuşun dibinde, polis arabaları park etmişti. İçerisi kararmış, arabaların ışıkları yanıyordu. Normalde bu kadar polisi görmek, burada yaşayan bir insan için alışılmadık bir durum değil ama bu seferki durum farklıydı. İçimdeki merak beni harekete geçirdi. Acaba ne olmuştu? O an, polisi izlerken aklıma takılan şey, aslında basit bir soru oldu: “Asayiş bürosu neye bakar?”
Gözlerim, bir yanda polislerin konuşmalarına, diğer yanda etrafımda olup bitenlere odaklanmıştı. O kadar da sakin olmayan bir geceye dönüşüyordu. İçimden bir ses, “Hadi git bak, öğren,” dedi. Ama bir diğer ses de, “Belki de bu gece böyle olmalı. Kimseye zarar verme,” diyordu. Yavaşça adımlarımı attım, bir yokuşun daha tepesine çıkarken, işte o an sorum bir kez daha kafamı kurcaladı. Asayiş bürosu neye bakar? Sadece suçlara mı? Sadece karışıklıklara mı? Ya da her şeyin daha ötesine mi?
O An: Karar Anı ve Merakın Büyüsü
Yavaşça yürürken, bir yanda o yoğun duygular, diğer yanda ise polisi izlemeye devam ediyordum. Evet, şüpheli bir şeyler vardı. Birden bir polis, telefonla biriyle konuşuyordu ve etrafındaki diğer polisler bir şeyler not alıyordu. Merakım beni zorluyordu. Ama aynı zamanda bir korku da vardı içimde. “Ya yanlış bir şey yaparsam? Ya bir şeyler ters giderse?” diye düşündüm. O geceyi hatırladıkça, hala gözlerim onun yerini arıyor. Kimse bir şeyi doğru dürüst açıklamıyor. O gece polisin hareketlerinde, bir anda uyanan o huzursuzluk, içimdeki kaygıyı bir hayli arttırdı.
Birkaç adım daha attım. Ama birden, başımı çevirdiğimde fark ettim ki, bir polis memuru bana doğru geliyordu. Kalbim hızlıca çarpmaya başladı. “Aman Tanrım, yakalanacak mıyım?” diye düşünürken, polis memuru sadece selam verip geçip gitti. O an, sadece bir bakışla bu olayın çok daha karmaşık bir hal aldığını düşündüm. İçimden, “Asayiş bürosu neye bakar?” sorusunun cevabı, belki de bu kadar basit değil, diye düşündüm.
Bir Anlık Hayal Kırıklığı: Gerçek ve Duygular
O an, aslında aklımdan geçen sorunun bir nevi cevabını bulmuştum: Asayiş bürosu, dışarıdan göründüğü kadar basit işler yapmıyordu. İşte, her şeyin ötesinde, sadece suçlara değil, toplumsal bir yapının her anını kapsayan bir gözlem vardı. Asayiş, toplumsal düzeni sağlamak, insanların huzurunu korumak için bu kadar karmaşık hale gelmişti. Asayiş bürosu, sadece kriminal olayları değil, toplumun içinde var olan her türlü kırılganlık noktasını takip ediyordu.
Kayseri gibi bir şehirde yaşarken, bazen her şeyin sakin olacağını umuyorsun, ama bir anda her şeyin iç yüzü kararmaya başlayabiliyor. O gün yaşadığım o an, aslında toplumun her anını takip etmekle ilgili daha derin bir anlam taşır oldu. O anda içimde doğan hayal kırıklığı, aslında bir yandan da anlamaya yönelik büyük bir adımdı. Hayatın ne kadar karmaşık ve kırılgan olduğunu, o an tam olarak hissettim.
Bir Gecede Kaybolan Huzur
Asayiş bürosu, belki de her anın takipçisi, bir yandan da toplumsal düzenin gözleri gibidir. O geceyi hatırlarken, kaybolan huzuru bir türlü bulamıyordum. Ne yazık ki, o geceyi anlamadan geçiremezdim. Belki de asıl mesele, huzur arayışının her an bir kayıptan doğuyor oluşuydu. Yokuşun başından sonuna kadar, sadece bir adım attığımda, içimdeki huzursuzluk da gitmişti. O gün, o an, belki de sadece toplumun sakinliğini bozmanın ne kadar kırılgan olduğunu öğrenmiştim.
Ve sonuçta, asayiş bürosu sadece bir kurum değil, aynı zamanda içinde yaşadığımız toplumu, kültürümüzü ve ruhumuzu da izleyen bir yapıdır. Kimi zaman yanımızda bir polis olmasa bile, aslında o gözler her an bizimle olabilir. Ve ben, o akşam Kayseri sokaklarında yürürken, Asayiş bürosunun, sadece suçu takip etmediğini, insan ruhunun ve toplumun her küçük kırılgan noktasına da göz attığını fark ettim. Bu, belki de hayatın en derin sorusuydu.