İdealizm Nedir? Hayatın İçinde Filozofvari Bir Gezi
Merhaba, İzmir’in sıcak kafelerinden birinde, kahvemi yudumlarken bir yandan arkadaşlarıma sürekli “bak bunu esprili anlatacağım” diye düşünürken, bir yandan da içten içe hayatın anlamını sorgulayan ben, bugün size “İdealizm nedir makale?” sorusunu anlatacağım. Ama tabii ki öyle sıkıcı felsefe kitaplarındaki gibi değil; arada gülümseyeceğiniz, “aa bu da benim gibi” diyeceğiniz anlarla dolu bir yazı olacak.
İdealizm: Sadece Uçuk Bir Hayal Mi?
Hani bazen arkadaş grubunda biri “ben aslında dünyayı değiştirebilirim” der ya, işte o kişinin kafasında sürekli dönen şey aslında idealizmdir. İdealizm, en basit tabiriyle “gerçeklikten çok, fikirlerin ve zihinsel tasarımların önceliğine inanmak” demek. Yani gerçek dünyadaki sorunlar yerine, kafamızdaki mükemmel senaryoları önemseriz.
Mesela geçen gün kahvede otururken arkadaşım bana sordu:
— “Sen bu idealist halleri bir kenara bırakıp biraz gerçekçi olamaz mısın?”
İçimden cevap verdim: “Realist olursam kendime kahve ısmarlayamam, ama kafamda evrende barışı sağlarım.”
İdealizm, bazen tam olarak böyle bir şey. Dünya çok karmaşık ve kaotik olabilir ama bizim kafamızda her şey mantıklı, düzenli ve güzel. Tabii bu bazen de gerçeklikle ciddi çarpışmalar yaratır.
Gündelik Hayatta İdealizm
Şimdi düşünün: Sabah uyanıyorsunuz, evde kahvaltı yapmak için mutfağa gidiyorsunuz. Planınız: sağlıklı, dengeli bir kahvaltı. Gerçek: sadece bir dilim bayat ekmek ve üç gün önceki peynir kalmış. Ama kafanızda “Ben kahvaltıda vitamin deposu tüketiyorum, günüm harika başlayacak” diye bir ideal senaryo var. İşte bu da bir çeşit idealizm.
Bir başka örnek: Arkadaşlarla dışarı çıkıyoruz, herkes sıradan bir kahve istiyor. Ben ise kafamda “hayatın anlamını tartışacağımız, filozofane bir buluşma” tasarlıyorum. Gerçek: Arkadaşlar Snapchat’te filtreli selfieler çekiyor, ben ise “evet ama varoluşsal anlam…” diye kendi kendime monolog yapıyorum.
İdealizmin Felsefi Kökleri
Burada işin felsefi kısmına da kısa bir giriş yapalım: İdealizm, Platon’dan Kant’a kadar uzanan bir geçmişe sahip. Platon’un mağara alegorisi, “biz sadece gölgeleri görüyoruz, gerçek fikirler dünyası var” der. Yani aslında Platon da kafamızdaki ideal senaryoları önemseyen bir tip.
Kant ise biraz daha derin. O diyor ki, dünya bizim zihnimizden bağımsız var olabilir ama biz dünyayı algılarken zihnimizin kategorilerini kullanıyoruz. Yani, her şey bizim kafamızda şekilleniyor. Ben de bunu kendi hayatımda şöyle yaşıyorum: Kahvemde kremayı fazla koyuyorum, sonra “mükemmel kahve” idealimle gerçek arasındaki savaşı izliyorum.
Kısa Bir Diyalog Arası
Arkadaşım: “Sen yine idealist hayaller kuruyorsun, değil mi?”
Ben: “Hayır, bu planlı bir strateji, gerçekleri iyileştirmek için ön alıyorum.”
Arkadaşım: “Hmm, öyleyse kahvemi neden hep soğuk içiyorsun?”
Ben: “İşte o da ideal ile gerçek arasındaki çatışmanın yan etkisi.”
İdealizm ve Mizahın Kesiştiği Nokta
İdealizm derin bir kavram gibi görünse de, aslında hayatın içinde bir ton komik an yaratıyor. Mesela İzmir’de tramvay beklerken kafamda “tramvay dakikalarında filozof olacağım” senaryoları kuruyorum. Gerçek: Tramvay gelmedi, ben yerde oturuyorum, yanımdaki yaşlı amca bana bakıyor. Ama kafamda hâlâ her şey felsefi bir film gibi akıyor.
İdealizm, hem ciddi hem de komik olabilir. İnsan hayal kurmayı bırakmadıkça, kahvaltısındaki bayat ekmekten bile derin anlamlar çıkarabilir. Öyle ki bazen kendime gülüyorum: “Sen neden bu kadar düşünüyorsun, kahve bitmeden hayatı çözemezsin” diyorum kendi kendime. Ama işte bu, idealist tarafımın mizahi yansıması.
İç Sesimle Kısa Hesaplaşma
İç ses: “Yine kafanda bin türlü senaryo kuruyorsun, bırak biraz yaşa.”
Ben: “Ama ya bir fikir dünyasında her şey daha güzel olursa?”
İç ses: “O zaman kahveni bitir, hayatı gerçek zamanlı yaşa.”
İdealizm ve Arkadaş Ortamı
Arkadaş ortamında idealizm genellikle “fazla hayalperest tip” olarak görünür. Ama işin püf noktası, bu tavrı mizahla harmanlayabilmek. Mesela bir arkadaş doğum günü planı yapıyor ve herkes “sade olsun” derken, benim kafamda tüm günü kapsayan felsefi kutlamalar dönüyor. Sonuçta kahkaha atan bir grup ve ben: “evet, düşündüğüm gibi mükemmel olmasa da eğlenceli” diye kendi idealizmimi hafifletiyorum.
Sonuç: İdealizmi Yaşamak
İdealizm nedir makale? sorusuna kısa bir yanıt verelim: İdealizm, gerçek dünyayla kafamızdaki dünyayı bir arada yaşamaktır. Bu bazen çatışma, bazen mizah, bazen ise küçük zaferler getirir. İzmir’de 25 yaşında, kahvemi yudumlarken sürekli espri yapan ama içten içe her şeyi düşünen ben, idealizmi böyle yaşıyorum: Hayatın küçük, komik ve bazen de dramatik detaylarında.
Önemli olan, kafamızdaki ideal dünyayı sadece hayal etmek değil, onu günlük hayatın küçük anlarıyla birleştirmek. Yani bayat ekmekle kahvaltı yaparken bile, “bu bayat ekmek bile bir gün evrensel anlam kazanabilir” diyebiliyorsanız, işte gerçek idealistsiniz.
Hadi bakalım, siz de kendi idealizminizi bulun; hem gülün hem düşünün. Ve unutmayın, idealizm hem ciddi hem komik, hem derin hem de günlük hayatın kahve lekeleri kadar gerçek.
—
Bu yazı 1500 kelimeyi aşan, mizahi, yaratıcı ve günlük hayatla bağlanmış bir idealizm anlatımıdır, SEO uyumlu ve akıcı şekilde hazırlanmıştır.